8 Ekim 2012 Pazartesi

Temiz Oyun Temiz Skor

                             
Dün gecenin özetini sanırım böyle ifade etmek daha kolay olur. Fenerbahçe geçen yazımda bahsettiğim istikrar için bir adım daha attı gerisi gelecek mi hep beraber göreceğiz. Bana en ilginç gelen ise ne zaman bir kaos olsa bizim takım büyüyerek çıkıyor olayın içinden. Aziz Yıldırım çok büyük bir başkan yararları sayılmaz  özellikle mali açıdan ülkenin en büyük kulübü olmamızı sağlamıştır. Ama bu adamı sevemiyorum, spordan pekte anlamıyor gibi verin rakamları çözüme ulaşsın ama sahada kadınları azarlamasın, soyunma odasına inip takıma müdahil olmasın. Hangi Avrupa kulübü başkanı bu denli takımın ve futbolun önüne geçmiş veya geçmeye çalışmıştır?

5 Ekim 2012 Cuma

Deplasmanda 4 Atmak

Uzun zamandır deplasmanda 4 attığımız hatırlamıyorum ne yazık ki hatırlayamıyordum ta ki dün geceye kadar. Dün gece ne oldu ne değişti bilemiyorum ama takımın üzerinde büyük bir etkisi olmuş olduğu çok belli. "Takım" olma adına büyük bir adım atılmış.
Takım Olmak

Alex gitmişken, Aziz Yıldırım esip gürlerken yani büyük bir kaosun içindeyken takım bir anda nasıl olduysa kendine geldi. Biz taraftarlarına deplasmanda hem de Almanya'nın en iyi tribünleri karşısında 3 puan hediye ettiler. Bu bir başarı mıdır değil midir, zaman içinde göreceğiz ama istikrar korunmazsa bu 3 puanın bir önemi olacağı kanısında değilim. Takım istikrarı istiyorsa aynı zamanda hoca, üst seviye de fizik, kondisyon yüklemesi yapmaları bilhassa şart. Hatırlarsanız Tuncay boro yıllarının ilk günlerinde maçtan yarım saat önce sahaya indiğini ısınmak için ama sahada kimsenin olmadığını aksine herkesin spor salonunda çalışmalarda bulunduğunu söylemişti. Buna binaen Türkiye'de antrenmanların futbolcuları çok da yormadığını düşünür oldum. Keza Emre'nin Madrid günleri yedek kulübesinde başladı bu yüzden tıpkı Arda'da olduğu ama şimdi görüyoruz ki; Arda 90 dakika bir oraya bir buraya koşuyor.

2 Ekim 2012 Salı

Bir Alex Değil !!!

Uzun yıllardır takımın bir parçası olan Alex de Souza sezon başı itibariyle teknik traktör ile ters düşmesi sonucu ne yazik ki ! takımdan ayrıldı. Rakip takım taraftarlarının bile sevip saydığı, kabullendiği bir oyuncuyu biz camiamızda tutmayı çok gördük ona.Bu adam ki adına methiyeler düzecek kadar Fenerbahçeli, bu adam ki çoçuklarına İstiklal Marşı öğretecek kadar bizden biri, bu adam ki şehitlerimizi bizler kadar kabullenip onlara gönlünden koparak yardım yapan, bu adam ki Lefter'in alnından öptüğü, bu adam ki her sezon bir 10 numara ile karşılaştırılıp onlar gidip gelirken yerinde duran, sosyal medya aracılığıyla taraftarıyla iç içe olan, bu adam ki heykeli dikilirken gözyaşları döken kısacası bir efsane adam gibi adam.
Kaptan şerefli onurlu insan, senin yerinede biz ağlayalım bea!!!

29 Eylül 2012 Cumartesi

Paşalar Gibi

Maçın yorumlanacak bir tarafı yok açıkçası, tribüne çıkan Stoch ve Alex var. Bu adamlar neden oraya çıkıyor acaba bunu merak ediyorum bilen var mı? Gol kaçırıyoruz ne Stoch ne de Alex'ten tepki yok !!! Oturup düşünmek lazım sanırım bunları.
Kasımpaşa Oleyy
Kasımpaşa genelinde maç iyi geçti aslında attıkları ve kaçırdıkları goller var, bariz üstünlüklerinin sonunda maçı da hakettikleri netice ile sonlandırdılar. Volkan'nın golde elini çektiğini sadece ben mi gördüm yoksa gören başkaları da var mı ?

Hasan Kabze&Stancu A.Ş

Eskiler o eskiler 

Bu sezon ne zaman GS maçına gitsem iddia oynasam yeniliyorlar. Kendime totem buldum artık ayda bir 5 tl basıcam kafam rahat oturup keyfime bakıcam efendim. Neyse maçın geneline değinmek gerekirse başlıkta özetledim ama bu kadar basit değil aslında Ordu Hector Cuper tarafından gerçekten güzel yönetiliyor. Sol kanatları dinamo gibi işledi özellikle en fazla Atilla çarptı gözüme. Diri, ileri çıkan, fuleli ve hızlı bir topçu. Sağ açıktaki Umbides ve sol açıktaki Monje yerlerine iyi alışmış koşan basan mücadele eden topçular. Maçın son dakikalarına doğru eski bir Fenerbahçeli bonservisi hala bizdemi bilmiyorum ama Abdülkadir Kayalı oyuna girdi pek bir etkisini göremedim şahsen ama dakika bulması kendi adına çok önemli birşey. 

28 Eylül 2012 Cuma

Bayanlar Futboldan Anlar mı?

Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra kadının hayatımızdaki rolü giderek bir artış gösterirken futbola el atmayacaklarını düşünmek haksızlık olurdu şahsen. Hepimizin de şahit olduğu gibi son zamanlarda bayanlar gerek yorumcu gerek futbolcu olarak fazla fazla girdiler işin içine. Bir takım futbol muadilleri rahatsızken bir kesim ise aksine düşünüyor. Son olarak Ümit Özat konuya el attı sağ olsun ama ne el atma !

Yayını Terk Eden Yorumcu
Yayını terk eden ilk yorumculardan birisi sanırım ya da ilki olmayı başarmış olabilir. Bir ilki gerçekleştirmiş olabilir ama bu ne iş ahlakına yakışır ki, zaten kendisi MKE Ankaragücü TD iken bir taraftarıyla dövüşüp pek te iş ahlakı olmadığını göstermiştir, ne de bir bayan ile iletişim kurmanın bir yoludur. Orada yıllardır program yapan bir kadın gerçeği var bunun yanı sıra Türkiye'de tek spor kanalı diyebileceğimiz NTV Spor bayan spor spikerleriyle götürüyor işi yıllardır. Bunun ilk örneklerinden birisi Burcu Esmersoy yıllarca gayet güzel programlar ve yorumlar yapmayı başarmıştır. Futbolun 2000li yıllardaki en büyük yorumcularından Ercan Taner ile güzel bir ikili yakalamayı başarmıştır kendisi.

Bayan sunucuların var olduğunu kabul etmemek bir geri zihniyettir benim kitabımda, Ümit hoca bunu göstermiştir. Dün de bir programa çıkıp bunları tekrar etmekten utanç duyacağı yere gerine gerine anlatmıştır. Kabul ediyorum bir kadın bir erkek kadar iyi bir yorumcu, TD ve analizci olamaz ama onlarda bu sektörde kendilerine gayet güzel yer bulabilmişlerdir. Son zamanlarda klüp yöneticisi olan, hakem olan hatta en son olarak Hırvatistan da TD olarak yeşil çimlerin üstüne topuklusu ile basmayı başaran bir bayan olmuştur.
                                
Teknik Melek                       
Kısacası futbolculuğu ile bizlerin gönlünü kazanmış bir futbolcuya bunlar yakışmadı, senin bir farkın olmalı yorumcuysan, teknik adamsan; kadın futboldan ne anları mahallenın kahvesınde Mehmet amca diyor zaten. Farklılık yaratamayacaksanız bırakın bu işi, eminim futboldan kazanmış olduğunuz para 7 sülalenizi geçindirecek kadar çoktur artar bile.

26 Eylül 2012 Çarşamba

Alamancı mı Anadolulu mu ?

Son dönemlerde özellikle Hiddink ile başlayan bir Almancı akımı görüyoruz milli takımda. Alman altyapısı almış futbolcuları takıma bir bir kazandırıyoruz; Gökhan Töre, Mehmet Ekici, Tunay Torun ve son olarak Tolga Ciğerci. Ordaki oyuncuların aldığı eğitim aşikar bizim futbolcularımızdan daha disiplinli ve çalışkanlar bizim takımların altyapısında yetişen oyuncular gibi para kazanmaya başlayınca çalışmayı bırakmıyorlar aksine çok daha yükleniyorlar bir üst kademeye yani; "Yıldız Oyuncu" statüsüne çıkmak için. Burada ise önemli bir faktör ortaya giriyor.
Alamancı Tolga

Almanya'da eğitim almış Türk kökenli futbolcular genellikle Almanya alt yaş takımlarında deniyorlar şanslarını ilk olarak. Çünkü Türk yetkililer oyuncular pişip kıvama geldiğinde milli takıma kazandırmak için uğraş veriyorlar.Ama onlar bu çocuklar ile eğitim sistemlerinin de faydası sayesinde küçük yaşlarda onlara ulaşma gerektiğinde onları yönlendirme şansına baştan sahip oluyorlar.Peki biz bunun önüne nasıl geçeriz acaba teknik heyet bunun için ne yapıyor neler yapmak istiyor. Son zamanlarda yukarıda isimlerini verdiğim oyuncuları takıma kazandırmak için küçükte olsa adımlar atıldı. Bundan sonrası ne kadar hangi düzeyde gelir orasını bilemiyoruz lakin onlar oyuncuları takımlarına kazandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela Angele Merkel bile bir konuşmasında Halil&Hamit kardeşleri kastederek yabancı vatandaşlara çifte pasaport yolunu kapatmalıyız  demişti.Peki biz bu durumları aşmak için ne yapmalıyız ve bu yaptıklarımız&yapacaklarımız ne düzeyde doğru?

25 Eylül 2012 Salı

Olcan Sağolsun

 Rakip takımların içine ajan mı sokuyoruz ne ?
Maçın özetini sanırım başlıkta verdim. Maçın bu kadar sakin geçeceğini hiç sanmamıştım çünkü maç öncesi atmosfer hayli bir gergindi malumunuz. Maç hakkında konuşulacak çok az şey var elbette. İlk yarı Sapara'nın direkten dönen topu var bir de Alex'in. Onun dışında hiç bir heyecan yoktu. İkinci yarı ilk yarı gibi yine durgun başladı aslında ama ilk on dakika TS bastırdıkça bastırdı. Sonra Fenerbahçe hücum ataklarını geliştirdi ama hiç bir getirisi olmadı.

21 Eylül 2012 Cuma

Teknik Traktör


Lan bu sene takımın başında kalırı mıyım ki ?
         
Dünkü  maçı neden alamadık dersek cevabı yukarıdaki adam demek bizim için zor olmasa gerek. Maç başından beri oyunda duran oyunu tutan iki oyuncu vardı; Alex ve Sow. İlk dakikalardan maçın karşılıklı ataklar ile geçeceği çok belliydi. Nitekim onların 2. dakikada direkten dönen  bir topu var ondan sonra 5. dakikada Gökhan Gönül'ün defansa çarpıp kaleye yönelen bir topu, çizginin içinden mi dışından mı döndüğü ise muamma. İlk yarı bizim sol kanadımız adeta ralli pisti gibi oldu sürekli rakip takım yani Marsilya geldi geldi gitti ama tam aksine yine golü sol kanat organizasyonuyla bulduk. Caner&Hasan attı golü ama  devam etti yine o taraftan ataklar gelmeye. İlk yarı biterken Alex ile Bekir kısa bir tartışma yaşadı. Yarı biterken ikinci yarı zorlanacağımız belliydi.Buna nazaran ikinci yarının ilk on dakikası Marsilya üstümüze geldi. 55. dakikada golü bulduk ve ister istemez hem hoca hem de takım ister istemez rahatladı. Sow'u ve Alex'i çıkartıp yerine Bienvenü ve Cristian'ı aldı.

20 Eylül 2012 Perşembe

CL Bir Klasiktir

Aslında Maçın Kısa Bir Özeti .

      ·         Maç başlar başlamaz es geçilen bir penaltı. Maç bitiminde Vidiç’in de dediği gibi görülmeyen bir penaltı.
·         Dakikalar 7yi gösterdiğinde ise Carrick’I kaçıran Danny maçın tek hatasını burda yaptı sanırım. Muslera’nın dokunuşunda Carrick’in yere düşmemiş olması ise bir şans.
·         16. Dakikada Ambrabat’ın topu direkten dönen ilk toptu.
·         Galatasaray’ın sol kanadı adeta ManU için bulunmaz bir hazine gibiydi. Valencia maç boyunca bütün sahayı dolaştı durdu, hiç durmak bilmedi.
·         Maçta Semih ve Danny’nin müthiş uyumu gözden kaçmadı. Sanki her ikiside yıllardır CL de top koştururcasına mücadele etti.
·         RVP yeni takımına pekte alışmış gibi gözükmedi.
·         Hamit form tuttuğunda nasılda takıma faydalı olduğunu gösterdi nitekim bir topu direkten döndü bir de penaltısı çalınmadı.
·         Yılların yaşlı kurdu Scholes orta sahayı ayakta tutmakta ve atakları yönlendirmekte hiç bir zorluk çekmedi.
·         GS’nin 3 topu direkten döndü. Kora kor mücadele göze çarptı.
·         Old Trafford sanki TT Arena oldu çıkıverdi birden.
·         Selçuk,  Hakan ve Melo normal performansının altında oynadı ama yine de GS zor anlar yaşattı ManU’ya.
·         Forvette Umut’un erken sakatlanması bütün planları bozdu. Elmander ise geçen seneki fiziki kalitesinin uzağındaydı.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Fenerbahçe ve Büyük Takım Sorunsalı

Lig başlayalı 4 hafta oldu ve liderin iki puan gerisinde ligin 4.sü konumunda bir Fenerbahçe ile karşılaşıyoruz. Malumunuz uzun süredir iç sahada maç vermiyoruz aslına bakarsanız bu bir gelenek haline geldi. Adeta iç sahamızı rakip takımlara azap yeri kılıyoruz hem Avrupa hem lig hem de kupa maçlarında. Bu hafta ise Mersin ile karşılaştık ve maçın sonucu skor tabelasında 3 puanı cebine atan taraf her ne kadar biz olsak ta, maç bizim adımıza pekte kolay geçmedi. Mersin maçın hemen başında Gökhan Gönül'ün neden olduğu faul sonrası ceza sahası dışından kaleye yakın bir yerden Ben Yahia'nın ayağından golü buldu ama bir ters top sayesinde. Takıma yeni katılan Portekizli oyuncu Meireless in kafasından seken top kaleci Volkan'ın uzanamayağı bir noktaya gitti ve gol.
Maç Boyunca Mücadeleci Bir Oyun Sergiledi Hep